delisin sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
delisin sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2007 Pazar

Evlenmeden Önce Gerekli Olabilecek Cinsel Bilgiler

Evlenmeyi planlayan çiftlerin cinsellikle, cinsel yolla geçen hastalıklarla ilgili ve genetik hastalıklar açısından bir danışma almaları hem aile planlaması hem de sağlıklı bir nesil oluşturulması için çok önemlidir. Böyle bir danışmada genel olarak cinsel organların anatomisi ve fonksiyonları hakkında bilgi alırken, üreme sağlığı ve fizyolojisi hakkında da bilgi sahibi olabilirler. Özellikle evlenecek kadının ilk kez bir cinsel tecrübesi olacaksa, evlenmeden önce yapılan bir jinekolojik muayene, olabilecek olumsuzlukları önceden tespitte yararlı olup, gerekli önlemlerin alınmasını mümkün kılar.

Bu muayene ile örneğin kızlık zarının ve vagenin yapısal özelliği nedeni ile ilişkiyi imkansızlaştırması, yada zor olması yada fazlaca kanamaya yol açacak olması hatta bazen vagene kadar yırtık oluşması olasılığı önceden tespit edilebilir varsa bir enfeksiyon tedavi edilebilir.

Bazen kızlık zarı tamamen kapalı, vagen hiç teşekkül etmemiş olabilir. Bunlar anatomik engellerdir. Bunun yanı sıra psikolojik engeller de vardır. Vaginusmus adı verilen sebebi daha çok şuuraltı sebeplere bağlı olan, cinselliği çağrıştıran her şeyde, vagen etrafındaki kasların aşırı kasılması ile birlikte bacaklarını da kasmasıyla cinsel teması imkansız hale getiren bir durumdur. Tedavisi hastayı bilgilendirme ile başlar, yapısal bir problem veya ağrıya neden olacak faktörler varsa giderilir sorun hala devam ediyorsa psikolojik tedavi önerilir. Eşlerden herhangi biri ilişkide ağrı duyuyorsa problem var demektir.

Erkeklerde de en sık karşılaşılabilen sorun sertleşme olmamasıdır. Yine altında yatan çoğunlukla psikolojik nedenlerdir. Özellikle ilk evlilikteki ilişkide bu konunun takip edildiğinin bilinmesi olumsuz etkileyebilir. Her iki eşinde bulundukları yer bakımından gizlilik güvenliği olması , sorunu önemli ölçüde çözer. Ancak diyabet ve bazı sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklar da bunlara neden olabilir. Bu sorun devam ettiğinde mutlaka öncelikle bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır.

Bu konuların çiftler tarafından bilinmesi, ilk cinsel beraberlikle ilgili endişe ve korkuların giderilmesine katkı sağlar. Ayrıca karşılaşılan sorunlarda ne gibi tedbirler alabilecekleri veya neler yapabileceklerini öğrenmiş olurlar.

Cinsel yaşama başlarken en çok endişe duyulan konulardan biri istenmeyen gebelik oluşması olabileceği gibi, gebelik olmayacağı endişesi de olabilir. Bu nedenle en doğrusu bir jinekolog doktor muayenesini takiben önerilen bir yöntemle istenmeyen gebelikler için önlem alınmasıdır. Özellikle ileri yaş evliliklerde, belki de gebe kalabilmek bakımdan güçlükler olabilir. Bu nedenle eğer ilerde çocuk planlanıyorsa geç kalmamak için bir kadın-doğum uzmanına danışarak ne kadar bir erteleme yapabileceklerini öğrenmelidirler. Çocuk istediklerinde bazen geç olabilir. Kısırlık araştırmalarında yapılan bazı testlerin erken dönemde yapılması gerekebilir.

Erkekte belirgin olmamakla birlikte kadında belirgin bir şekilde otuz yaş üzeri yumurtalık sayısı ve kalitesi önemli ölçüde azalmakta bu da bir ay içindeki gebe kalabilirlik oranı olan %20 nin azalmasına yol açmaktadır.

GEBELİKTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ

Üreme sağlığı hizmetlerinin insan hakları kapsamında düşünülmesi ve sunulması gerekmektedir. Kadın ve erkek üreme konusunda bilgilendirilmeli,üvenli, maddi külfet getirmeyen, çiftlerin sağlıklarını tehlikeye sokmayan yöntemler tercih edilmelidir. Aile planlaması yöntemleri doğal yöntemler (geleneksel yöntemler) ve modern yöntemler olarak iki grupta toplanabilir.

Doğal yöntemlerin kullanılması için çiftlerin her ikisinin de bu konuda gönüllü ve uyumlu olması, gebe kalma ihtimalinin olduğu günlerde ilişkide bulunmamaları, kadının adetlerinin düzenli olması gerekmektedir.

Doğal aile planlaması yöntemleri:

1.Takvim yöntemi
2.Geri çekme yöntemi
3.Vajinal yıkama

1.Takvim yöntemi: Adetleri düzenli olan kadınların gebe kalacakları ve kalamayacakları günleri hesaplayarak matematiksel formüle dayanan geleneksel bir yöntemdir. Ancak, stres ve hastalık gibi adet döneminin uzunluğunu etkileyen durumlardan dolayı güvenli bir yöntem değildir. Ayrıca genç yaşlarda, menopoza yakın ve doğum sonrası dönemlerde düzensiz sikluslar nedeni ile bu yönteme güvenilmez.

2.Geri çekme yöntemi: Halk arasında bu yönteme dışarı boşalma ve dikkatli olma gibi isimlerde verilir.Yöntemin başarısı çiftin motivasyonuna bağlıdır.

3.Vaginal yıkama: Pek çok kadın vajina duvarındaki spermleri atmak için ilişkiden hemen sonra vajinayı suyla yıkar ve gebeliğin önleneceğine inanır. Bu yöntem tamamen etkisizdir.

Modern aile planlaması yöntemleri:

1.Bariyer yöntemler (Kondom, Diyafram, Spermisitler )
2.Hormonal yöntemler(Doğum kontrol hapları, Enjeksiyonlar, Deri altı implantları)
3.Rahim içi araçlar

1.Bariyer yöntemler:

Kondom: Cinsel ilişki esnasında penise takılan bir kılıftır. Erkeğin sperminin vajene girmesini engeller. Pahalı değildir ve kolay temin edilebilir. AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

Diyafram: Cinsel ilişkiden önce vajene yerleştirilir. Kenarları bükülebilen kubbe şeklinde bir araçtır. Diğer yöntemleri kullanamayanlar tarafından tercih edilebilir.

Spermisitler: Spermleri etkisiz hale getiren vajene yerleştirilen kimyasal maddelerdir.

2.Hormonal yöntemler:

Doğum kontrol hapları: Her gün sabit miktarda kadınlık hormonlarının dolaşıma girmesini sağlarlar. Böylece yumurtanın uyarılması engellenir ve yumurtlama baskılanır. Her gün düzenli olarak almayı gerektirir. Hap alımı unutulduğunda istenmeyen etkiler gelişebilir.

Enjeksiyonlar: Aylık ve üç aylık iğneler şeklindedir. Enjeksiyon yöntemini kullanım kolaylığı nedeniyle son yıllarda tercih nedeni olmuştur.

Deri altı implantları: Üç santim boyutunda kolun iç yüzüne cilt altına yerleştirilen silikon kapsülden oluşan korunma yöntemidir. Eğitim görmüş sağlık personeli tarafından poliklinik şartlarında uygulanır. Süresi dolan implantın çıkarılması takılması gibi eğitim görmüş personel tarafından yapılmalıdır. Kapsüller deri altına yerleştirildikten sonra düzenli olarak hormon salgılar. Kadından kadına farklılık gösterecek şekilde adet değişiklikleri olabilir.

3.Rahim içi araçlar:
İnsan vücuduna zarar vermeyen, rahim içine yerleştirilen küçük bükülebilir araçlardır. Etkinliğini artırmak için içine bakır tel sarılı yada hormon emdirilmiş tipleri vardır. Gebelikten koruyucu etkileri yüksektir. Güvenli ve kullanılışlıdır. Uygulama ve çıkarma işlemi eğitimli personel gerektirir.

Ergenlik dönemi kız ve erkeklerde ne şekilde yaşanır?

Çocukluktan olgunluk çağına geçiş dönemi hakkında merak ettikleriniz...

Ergenlik, büyüme çağı değildir, büyüme çağının sadece bir parçasıdır ve çocuğun cinsel olgunluğa geçişinin göstergesidir. Büyüme, ergenlik dönemi sona erdikten sonra da uzun bir süre devam eder. İnsanlarda cinsel olgunluk, genel fiziksel ve düşünsel olgunluktan çok önce kazanılmaktadır. Üstelik, ergenlik yaşı da gittikçe küçülmektedir; öyle ki, çeşitli ülkelerde bir çok ilkokul öğretmeni, ilk kez son on yıl içinde adet gören kız öğrenciler için belli kolaylıklar sağlamak zorunda kaldıklarını bildirmişlerdir.

Kızlar ilk adet kanamalarını çok yoğun ve çarpıcı bir deney olarak yaşadıkları için, kadınların ergenlik dönemine giriş tarihleri hakkında daha kesin bilgiler vardır; erkeklerin ergenlikleri biraz daha belirsiz bir dönemde başlar. Günümüzde kızlarda ortalama ergenlik yaşı onüçtür.

Daha sıcak ülkelerde, evliliklerin erken yaşta olmasının yarattığı aksi izlenime rağmen, kızlarda ortalama ergenlik yaşı 13,5 - 14 civarındadır. İlk adet yaşının düşmesine yol açan etkenler çeşitlidir. İlk adeti geciktiren kötü beslenme ve çocuk hastalıklarının gelişmiş ülkelerde giderilmesi, bu etkenlerden biridir. Ancak en önemli etkenin toplumsal ve psikolojik dönüşümler olduğu kesindir:

Cinsellik üzerindeki baskının hafiflemesi, gençlerin cinsel kimliklerini daha erken yaşta ortaya koymalarına olanak verilmesi, kızların cinsel potansiyellerinin daha hızlı biçimde gerçekleşmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, adet yaşındaki bu küçülmenin tamamıyla yeni bir durum olmadığı, ilkel toplumlardaki duruma bir geri dönüş olduğu da ileri sürülmektedir. Bu görüşün sahiplerine göre, herhangi bir cinsel baskının olmadığı ve insanların daha doğal koşullarda yaşadığı geçmiş toplumlarda ilk adet yaşı bugünkünden ve yakın geçmiştekinden daha küçüktü.

İlk adetin kesin ve belirli bir tarihi olmasına karşılık, kadın ergenliğinin diğer belirtileri için aynı şey geçerli değildir. Yaklaşan ergenliğin ilk belirtisi, dokuz ile onbir yaşları arasında meydana gelen göğüslerdeki şişmedir. Ancak göğüsler bundan sonra 7-9 yıl daha büyüme ve olgunlaşmaya devam edeceklerdir. Göğüs uçlarının koyu renk alması ise ortalama 12-13 yaşlarında olur.

Cinsel organ kıllanması ise ortalama 11 yaşında başlar ve 14 yaşına kadar devam eder; ancak bundan daha erken başladığı ve daha geç tamamlandığı da olur. Koltuk altı kılları ise bir-iki yıl daha geç çıkar. Kız çocuğun boyunun hızla uzamaya başlaması da 9-10 yaşlarında olur; bu ilk adetin yaklaştığının da işaretidir. En hızlı boy atma çağı olan 12-14 yaşları aynı zamanda ilk adetin geldiği dönemdir.

Kızlarda hem ergenlik hem de hızlı boy atma erkeklerden önce başlar. Bu yüzden 11-14 yaşındaki kızlar genellikle kendi yaşlarındaki erkeklerden daha uzun ve daha ağır olurlar. Erkeklerde hızlı boy uzaması hem daha geç başlar hem de daha geç biter. Kızların fıziksel gelişimi en geç 20 yaşında biter; hatta Doğu ülkelerinde kızlarda büyümenin üst yaş sınırı l6-17'ye iner. Oysa erkeklerin fıziksel gelişimi ve boylanmaları 23-25 yaşlarına kadar sürebilir.

Erkeklerin de ergenlik belirtilerinin ortaya çıkış tarihleri kızlarınki kadar değişken ve belirsizdir. Onüç yaşında cinsel bakımdan olgunlaşmış erkek çocuklar olabildiği gibi, onbeş yaşına geldiği halde hala cinsel çocukluktan çıkamamış olanlar da vardır. Erkek çocuklar arasında bu tür farklılıklar, kızlarda olduğundan çok daha fazla eksiklik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır. Penisin büyümesi ortalama 13 yaşında başlar ve iki yıl kadar sürer; ama 11 yaşında başlayıp 13'te bitebildiği gibi, 14'te başlayıp 17'de de sona erebiir. Başka bir deyişle aynı yaşlardaki erkek çocuklar arasında, bazıları büyümeye başlamadan"erkekleşmiş" olanlar bulunabilir.

Genellikle erkek ergenliğinin ilk işareti, erbezlerindeki büyümenin birden bire hızlanmasıdır. Erbezleri ortalama 11 yaşında büyümeye başlayıp 16'da en gelişmiş durumlarına ulaşırlar. Cinsel organ bölgesindeki kıllar da 10 ile 15 yaşları arasında çıkmaya başlar ve l4-18'de tamamlanır. Koltuk altı kılları da çoğu zaman bundan bir süre sonra belirir. Ama bunun tersi de olabilir.
On sekiz yaşındaki bir kız, ergenlikten önceki çocuksu sesi yitirmiştir; ama erkek çocuklardaki ses değişikliği çok daha belirgindir. Erkek çocuğun gırtlağı, penisin büyümesini tamamladığı sıralarda gelişmeye başlar. Genellikle ses değişimi derece derece gerçekleşir ve bir kaç yıla yayılır. Bu süre içinde çocuğun sesi çatlayabilir, kısılabilir. Çıkan ses ne kadar çirkin olursa olsun aslında yitirilen birşey yoktur. Sadece çocuk henüz büyüyen gırtlak üzerinde kas kontroluna alışamamıştır.

Kızlarınki kadar belirgin olmasa da erkek göğüsleri de ergenlik sırasında bir değişim geçirirler. Meme başı çevresindeki renkli halka bu sıralarda genişler ve koyulaşabilir. Erkek çocukların üçte birinde de bu halkanın altında kızlarınkine benzer ancak daha küçük bir doku oluşabilir. Ama bu genellikle gençlik çağlarında ortadan kalkar.

Ergenlik çağının önemli sorunlarından biri de cilt rahatsızlıklarıdır. Sivilce, ergenlik döneminin cinsel değişimine bağlı bir cilt hastalığıdır. Hadım edilmiş erkeklerde sivilce olmaması, ancak cinsel hormon takviyesi yapıldığında sivilce çıkması ve hormonun kesilmesiyle sivilcelerin de ortadan kalkması bunun kanıtıdır. Çoğu insanda sivilceler ergenliğin diğer belirtileri tamamlandıktan sonra da sürüp gider ve ancak ilk gençlik çağının tamamlanmasıyla ortadan kalkar. Bu o kadar yaygın bir sorundur ki, bir hastalık değil, normal bir gelişim olarak görülmesi daha doğru olacaktır.

Erkek ergenliği 10-12 yaşlarında erbezlerinin büyümesiyle başlar ama bu erbezleri 14-16 yaşlarına kadar olgun sperm üretemezler. Ama bu, bu yaşlardaki çocuğun bir tür orgazm yaşamasını engellemez. Gerçekte, orgazm 6 ile 10 yaşları arasındaki "Cinsel Durgunluk" dönemi dışında, her zaman yaşanabilir.
Related Posts with Thumbnails

Bu .Yazıya Not ver !

Template Design | Elque 2007