23 Eylül 2007 Pazar

Evlenmeden Önce Gerekli Olabilecek Cinsel Bilgiler

Evlenmeyi planlayan çiftlerin cinsellikle, cinsel yolla geçen hastalıklarla ilgili ve genetik hastalıklar açısından bir danışma almaları hem aile planlaması hem de sağlıklı bir nesil oluşturulması için çok önemlidir. Böyle bir danışmada genel olarak cinsel organların anatomisi ve fonksiyonları hakkında bilgi alırken, üreme sağlığı ve fizyolojisi hakkında da bilgi sahibi olabilirler. Özellikle evlenecek kadının ilk kez bir cinsel tecrübesi olacaksa, evlenmeden önce yapılan bir jinekolojik muayene, olabilecek olumsuzlukları önceden tespitte yararlı olup, gerekli önlemlerin alınmasını mümkün kılar.

Bu muayene ile örneğin kızlık zarının ve vagenin yapısal özelliği nedeni ile ilişkiyi imkansızlaştırması, yada zor olması yada fazlaca kanamaya yol açacak olması hatta bazen vagene kadar yırtık oluşması olasılığı önceden tespit edilebilir varsa bir enfeksiyon tedavi edilebilir.

Bazen kızlık zarı tamamen kapalı, vagen hiç teşekkül etmemiş olabilir. Bunlar anatomik engellerdir. Bunun yanı sıra psikolojik engeller de vardır. Vaginusmus adı verilen sebebi daha çok şuuraltı sebeplere bağlı olan, cinselliği çağrıştıran her şeyde, vagen etrafındaki kasların aşırı kasılması ile birlikte bacaklarını da kasmasıyla cinsel teması imkansız hale getiren bir durumdur. Tedavisi hastayı bilgilendirme ile başlar, yapısal bir problem veya ağrıya neden olacak faktörler varsa giderilir sorun hala devam ediyorsa psikolojik tedavi önerilir. Eşlerden herhangi biri ilişkide ağrı duyuyorsa problem var demektir.

Erkeklerde de en sık karşılaşılabilen sorun sertleşme olmamasıdır. Yine altında yatan çoğunlukla psikolojik nedenlerdir. Özellikle ilk evlilikteki ilişkide bu konunun takip edildiğinin bilinmesi olumsuz etkileyebilir. Her iki eşinde bulundukları yer bakımından gizlilik güvenliği olması , sorunu önemli ölçüde çözer. Ancak diyabet ve bazı sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklar da bunlara neden olabilir. Bu sorun devam ettiğinde mutlaka öncelikle bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır.

Bu konuların çiftler tarafından bilinmesi, ilk cinsel beraberlikle ilgili endişe ve korkuların giderilmesine katkı sağlar. Ayrıca karşılaşılan sorunlarda ne gibi tedbirler alabilecekleri veya neler yapabileceklerini öğrenmiş olurlar.

Cinsel yaşama başlarken en çok endişe duyulan konulardan biri istenmeyen gebelik oluşması olabileceği gibi, gebelik olmayacağı endişesi de olabilir. Bu nedenle en doğrusu bir jinekolog doktor muayenesini takiben önerilen bir yöntemle istenmeyen gebelikler için önlem alınmasıdır. Özellikle ileri yaş evliliklerde, belki de gebe kalabilmek bakımdan güçlükler olabilir. Bu nedenle eğer ilerde çocuk planlanıyorsa geç kalmamak için bir kadın-doğum uzmanına danışarak ne kadar bir erteleme yapabileceklerini öğrenmelidirler. Çocuk istediklerinde bazen geç olabilir. Kısırlık araştırmalarında yapılan bazı testlerin erken dönemde yapılması gerekebilir.

Erkekte belirgin olmamakla birlikte kadında belirgin bir şekilde otuz yaş üzeri yumurtalık sayısı ve kalitesi önemli ölçüde azalmakta bu da bir ay içindeki gebe kalabilirlik oranı olan %20 nin azalmasına yol açmaktadır.

GEBELİKTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ

Üreme sağlığı hizmetlerinin insan hakları kapsamında düşünülmesi ve sunulması gerekmektedir. Kadın ve erkek üreme konusunda bilgilendirilmeli,üvenli, maddi külfet getirmeyen, çiftlerin sağlıklarını tehlikeye sokmayan yöntemler tercih edilmelidir. Aile planlaması yöntemleri doğal yöntemler (geleneksel yöntemler) ve modern yöntemler olarak iki grupta toplanabilir.

Doğal yöntemlerin kullanılması için çiftlerin her ikisinin de bu konuda gönüllü ve uyumlu olması, gebe kalma ihtimalinin olduğu günlerde ilişkide bulunmamaları, kadının adetlerinin düzenli olması gerekmektedir.

Doğal aile planlaması yöntemleri:

1.Takvim yöntemi
2.Geri çekme yöntemi
3.Vajinal yıkama

1.Takvim yöntemi: Adetleri düzenli olan kadınların gebe kalacakları ve kalamayacakları günleri hesaplayarak matematiksel formüle dayanan geleneksel bir yöntemdir. Ancak, stres ve hastalık gibi adet döneminin uzunluğunu etkileyen durumlardan dolayı güvenli bir yöntem değildir. Ayrıca genç yaşlarda, menopoza yakın ve doğum sonrası dönemlerde düzensiz sikluslar nedeni ile bu yönteme güvenilmez.

2.Geri çekme yöntemi: Halk arasında bu yönteme dışarı boşalma ve dikkatli olma gibi isimlerde verilir.Yöntemin başarısı çiftin motivasyonuna bağlıdır.

3.Vaginal yıkama: Pek çok kadın vajina duvarındaki spermleri atmak için ilişkiden hemen sonra vajinayı suyla yıkar ve gebeliğin önleneceğine inanır. Bu yöntem tamamen etkisizdir.

Modern aile planlaması yöntemleri:

1.Bariyer yöntemler (Kondom, Diyafram, Spermisitler )
2.Hormonal yöntemler(Doğum kontrol hapları, Enjeksiyonlar, Deri altı implantları)
3.Rahim içi araçlar

1.Bariyer yöntemler:

Kondom: Cinsel ilişki esnasında penise takılan bir kılıftır. Erkeğin sperminin vajene girmesini engeller. Pahalı değildir ve kolay temin edilebilir. AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

Diyafram: Cinsel ilişkiden önce vajene yerleştirilir. Kenarları bükülebilen kubbe şeklinde bir araçtır. Diğer yöntemleri kullanamayanlar tarafından tercih edilebilir.

Spermisitler: Spermleri etkisiz hale getiren vajene yerleştirilen kimyasal maddelerdir.

2.Hormonal yöntemler:

Doğum kontrol hapları: Her gün sabit miktarda kadınlık hormonlarının dolaşıma girmesini sağlarlar. Böylece yumurtanın uyarılması engellenir ve yumurtlama baskılanır. Her gün düzenli olarak almayı gerektirir. Hap alımı unutulduğunda istenmeyen etkiler gelişebilir.

Enjeksiyonlar: Aylık ve üç aylık iğneler şeklindedir. Enjeksiyon yöntemini kullanım kolaylığı nedeniyle son yıllarda tercih nedeni olmuştur.

Deri altı implantları: Üç santim boyutunda kolun iç yüzüne cilt altına yerleştirilen silikon kapsülden oluşan korunma yöntemidir. Eğitim görmüş sağlık personeli tarafından poliklinik şartlarında uygulanır. Süresi dolan implantın çıkarılması takılması gibi eğitim görmüş personel tarafından yapılmalıdır. Kapsüller deri altına yerleştirildikten sonra düzenli olarak hormon salgılar. Kadından kadına farklılık gösterecek şekilde adet değişiklikleri olabilir.

3.Rahim içi araçlar:
İnsan vücuduna zarar vermeyen, rahim içine yerleştirilen küçük bükülebilir araçlardır. Etkinliğini artırmak için içine bakır tel sarılı yada hormon emdirilmiş tipleri vardır. Gebelikten koruyucu etkileri yüksektir. Güvenli ve kullanılışlıdır. Uygulama ve çıkarma işlemi eğitimli personel gerektirir.

Ergenlik dönemi kız ve erkeklerde ne şekilde yaşanır?

Çocukluktan olgunluk çağına geçiş dönemi hakkında merak ettikleriniz...

Ergenlik, büyüme çağı değildir, büyüme çağının sadece bir parçasıdır ve çocuğun cinsel olgunluğa geçişinin göstergesidir. Büyüme, ergenlik dönemi sona erdikten sonra da uzun bir süre devam eder. İnsanlarda cinsel olgunluk, genel fiziksel ve düşünsel olgunluktan çok önce kazanılmaktadır. Üstelik, ergenlik yaşı da gittikçe küçülmektedir; öyle ki, çeşitli ülkelerde bir çok ilkokul öğretmeni, ilk kez son on yıl içinde adet gören kız öğrenciler için belli kolaylıklar sağlamak zorunda kaldıklarını bildirmişlerdir.

Kızlar ilk adet kanamalarını çok yoğun ve çarpıcı bir deney olarak yaşadıkları için, kadınların ergenlik dönemine giriş tarihleri hakkında daha kesin bilgiler vardır; erkeklerin ergenlikleri biraz daha belirsiz bir dönemde başlar. Günümüzde kızlarda ortalama ergenlik yaşı onüçtür.

Daha sıcak ülkelerde, evliliklerin erken yaşta olmasının yarattığı aksi izlenime rağmen, kızlarda ortalama ergenlik yaşı 13,5 - 14 civarındadır. İlk adet yaşının düşmesine yol açan etkenler çeşitlidir. İlk adeti geciktiren kötü beslenme ve çocuk hastalıklarının gelişmiş ülkelerde giderilmesi, bu etkenlerden biridir. Ancak en önemli etkenin toplumsal ve psikolojik dönüşümler olduğu kesindir:

Cinsellik üzerindeki baskının hafiflemesi, gençlerin cinsel kimliklerini daha erken yaşta ortaya koymalarına olanak verilmesi, kızların cinsel potansiyellerinin daha hızlı biçimde gerçekleşmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, adet yaşındaki bu küçülmenin tamamıyla yeni bir durum olmadığı, ilkel toplumlardaki duruma bir geri dönüş olduğu da ileri sürülmektedir. Bu görüşün sahiplerine göre, herhangi bir cinsel baskının olmadığı ve insanların daha doğal koşullarda yaşadığı geçmiş toplumlarda ilk adet yaşı bugünkünden ve yakın geçmiştekinden daha küçüktü.

İlk adetin kesin ve belirli bir tarihi olmasına karşılık, kadın ergenliğinin diğer belirtileri için aynı şey geçerli değildir. Yaklaşan ergenliğin ilk belirtisi, dokuz ile onbir yaşları arasında meydana gelen göğüslerdeki şişmedir. Ancak göğüsler bundan sonra 7-9 yıl daha büyüme ve olgunlaşmaya devam edeceklerdir. Göğüs uçlarının koyu renk alması ise ortalama 12-13 yaşlarında olur.

Cinsel organ kıllanması ise ortalama 11 yaşında başlar ve 14 yaşına kadar devam eder; ancak bundan daha erken başladığı ve daha geç tamamlandığı da olur. Koltuk altı kılları ise bir-iki yıl daha geç çıkar. Kız çocuğun boyunun hızla uzamaya başlaması da 9-10 yaşlarında olur; bu ilk adetin yaklaştığının da işaretidir. En hızlı boy atma çağı olan 12-14 yaşları aynı zamanda ilk adetin geldiği dönemdir.

Kızlarda hem ergenlik hem de hızlı boy atma erkeklerden önce başlar. Bu yüzden 11-14 yaşındaki kızlar genellikle kendi yaşlarındaki erkeklerden daha uzun ve daha ağır olurlar. Erkeklerde hızlı boy uzaması hem daha geç başlar hem de daha geç biter. Kızların fıziksel gelişimi en geç 20 yaşında biter; hatta Doğu ülkelerinde kızlarda büyümenin üst yaş sınırı l6-17'ye iner. Oysa erkeklerin fıziksel gelişimi ve boylanmaları 23-25 yaşlarına kadar sürebilir.

Erkeklerin de ergenlik belirtilerinin ortaya çıkış tarihleri kızlarınki kadar değişken ve belirsizdir. Onüç yaşında cinsel bakımdan olgunlaşmış erkek çocuklar olabildiği gibi, onbeş yaşına geldiği halde hala cinsel çocukluktan çıkamamış olanlar da vardır. Erkek çocuklar arasında bu tür farklılıklar, kızlarda olduğundan çok daha fazla eksiklik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır. Penisin büyümesi ortalama 13 yaşında başlar ve iki yıl kadar sürer; ama 11 yaşında başlayıp 13'te bitebildiği gibi, 14'te başlayıp 17'de de sona erebiir. Başka bir deyişle aynı yaşlardaki erkek çocuklar arasında, bazıları büyümeye başlamadan"erkekleşmiş" olanlar bulunabilir.

Genellikle erkek ergenliğinin ilk işareti, erbezlerindeki büyümenin birden bire hızlanmasıdır. Erbezleri ortalama 11 yaşında büyümeye başlayıp 16'da en gelişmiş durumlarına ulaşırlar. Cinsel organ bölgesindeki kıllar da 10 ile 15 yaşları arasında çıkmaya başlar ve l4-18'de tamamlanır. Koltuk altı kılları da çoğu zaman bundan bir süre sonra belirir. Ama bunun tersi de olabilir.
On sekiz yaşındaki bir kız, ergenlikten önceki çocuksu sesi yitirmiştir; ama erkek çocuklardaki ses değişikliği çok daha belirgindir. Erkek çocuğun gırtlağı, penisin büyümesini tamamladığı sıralarda gelişmeye başlar. Genellikle ses değişimi derece derece gerçekleşir ve bir kaç yıla yayılır. Bu süre içinde çocuğun sesi çatlayabilir, kısılabilir. Çıkan ses ne kadar çirkin olursa olsun aslında yitirilen birşey yoktur. Sadece çocuk henüz büyüyen gırtlak üzerinde kas kontroluna alışamamıştır.

Kızlarınki kadar belirgin olmasa da erkek göğüsleri de ergenlik sırasında bir değişim geçirirler. Meme başı çevresindeki renkli halka bu sıralarda genişler ve koyulaşabilir. Erkek çocukların üçte birinde de bu halkanın altında kızlarınkine benzer ancak daha küçük bir doku oluşabilir. Ama bu genellikle gençlik çağlarında ortadan kalkar.

Ergenlik çağının önemli sorunlarından biri de cilt rahatsızlıklarıdır. Sivilce, ergenlik döneminin cinsel değişimine bağlı bir cilt hastalığıdır. Hadım edilmiş erkeklerde sivilce olmaması, ancak cinsel hormon takviyesi yapıldığında sivilce çıkması ve hormonun kesilmesiyle sivilcelerin de ortadan kalkması bunun kanıtıdır. Çoğu insanda sivilceler ergenliğin diğer belirtileri tamamlandıktan sonra da sürüp gider ve ancak ilk gençlik çağının tamamlanmasıyla ortadan kalkar. Bu o kadar yaygın bir sorundur ki, bir hastalık değil, normal bir gelişim olarak görülmesi daha doğru olacaktır.

Erkek ergenliği 10-12 yaşlarında erbezlerinin büyümesiyle başlar ama bu erbezleri 14-16 yaşlarına kadar olgun sperm üretemezler. Ama bu, bu yaşlardaki çocuğun bir tür orgazm yaşamasını engellemez. Gerçekte, orgazm 6 ile 10 yaşları arasındaki "Cinsel Durgunluk" dönemi dışında, her zaman yaşanabilir.

30 Ağustos 2007 Perşembe

Güzelliğin sırrı burada!

,
Güzelliğin sırrı burada!
Cildiniz kuru, yağlı, solgun, kırışık mı? Cildinizle başınız dertteyse işte size istediğiniz cilde göre maske tarifleri.

Canlı bir cilt için

Salatalık maskesi: İki tutam çuha çiçeği kurutulur, dövülüp toz haline getirilir. Kabukları soyulmuş yarım salatalık, bir fincan pirinç unu, çuha çiçeği tozu ile birlikte 10 dakika ateşte pişirilir. Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir. Hazırlanan bulamaça yarım fincan elma suyu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir.

Etkisi: Yüz ve boyuna uygulanan bu maske cildin canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.

Cildi temizler

Patlıcan maskesi: Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır. Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir. Buna kaymak katılarak krem haline getirilir. Bu karışım iki ay boyunca her gün tekrarlanmalıdır.

Etkisi: Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.

Saç dökülmesini engeller

Kayısı maskesi: Üç tutam defne yaprağı, bir tutam tarçın, kayısı suyunda pişirilir. Bir adet yumurta ve yarım fincan süt karıştırılarak krem haline getirilir.

Etkisi: Yüzdeki sivilceleri gidermek ve tene tazelik kazandırır. Saça uygulandığında dökülmeyi durdurur ve saçın geç ağarmasını sağlar.

Kırışıklıkları önler

Bal maskesi: Civan perçemi çiçeği, saf suda 10 dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılır. Hazırlanan karışıma soğuk civan perçemi suyu ilave edilir. Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu eklenir.

Etkisi: Yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesini önler. Bu maske bir hafta uygulanmalıdır. Yüzde bir saat kalması gereklidir.

Işıl ışıl bir cilt ve saç için

Yumurta Maskesi: İki avuç buğday, iki bardak suda ezilir. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı konulur. Yüze sürülür ve kurumaya başlayınca yıkanır ve gülsuyu sürülür.

Etkisi: Kızıl lekelerin ve sivilcelerin giderilmesini sağlar. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa uygulanır. Bu maske şampuan olarak kullanılabilir ve saçların pırıl pırıl parlamasını sağlar.

Cilde parlaklık kazandırır

Bezelye maskesi: İki su bardağı taze bezelye ezildikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırılır. Yumurta akı ve yarım fincan ayçiçek yağı ilave edilir. Bir miktar un konularak maske kıvamına gelinceye kadar karıştırılır.

Etkisi: Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlar, gece yatmadan uygulanmalıdır. Sabah cilt temizlenir.

Cildiniz kurumasın

Çilek maskesi: Bir avuç taze çilek ezilip, yulaf unu ile karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurt çırpılır, krem kıvamına getirilir.

Etkisi: Kadınlar arasında yaygın olan kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Çilek maskesi özellikle göz altlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.

Cildinizde bahar havası essin

Çevremizin yemyeşil bir görüntüye büründüğü, güneşin kendini bizden esirgemediği ılık bahar günleri ruhumuzu aydınlatırken, etkisini bazen cildimizde aynı güzellikte göstermiyor. Özellikle de hava kirliliği, stres, yanlış bakım kremleri gibi faktörler eklenince, durum vahim hale gelebiliyor.


Herkes kendini doğanın kucağına bırakıp baharın tadını çıkarırken, siz saklanacak bir yer arıyorsanız, yalnız değilsiniz. Kadın, erkek demeden birçok insan yılın bu aylarında ciddi cilt sorunlarından yakınıyor. Diğer mevsimlerde pek bir problem olmadığı halde, bazılarımızın Nisan başında cildi pul pul dökülüyor ve kızarıklıklar beliriyor. Bunun nedeni elbette sadece bahar değil. Mevsim değişikliği, UV ışınlarının veya dengesiz beslenmenin yol açtığı sıradan cilt sorunları ile birleştiğinde rahatsızlıklar da baş gösteriyor.



Hava kirliliği, stres ve klima

İster açık havada olalım ister kapalı mekanlarda, cildimiz bir kez hassaslaşmışsa tepki göstermeye başlar. Çeşitli gaz atıklarının yarattığı hava kirliliği dışarıda bizi tehdit ederken, çoğu işyerinde kullanılan klimalar da alerjik reaksiyonları artırır. Sigara dumanı ve hayatımızın kaçınılmaz bir parçası haline gelen stresi de hafife almamak gerekiyor. Cilt nem dengisini kaybediyor ve kırışıklıklara zemin hazırlanıyor. Kuruluktan şikayetçiyseniz, haftada bir kez peeling yapmak ve düzenli olarak uygun nemlendiriciler kullanmak sorunları büyük ölçüde çözer. Yağlı cilde sahip olanlar üç günde bir peeling yapıp yağ dengesini koruyan kremlere başvurabilir. Her iki durumda da önemli olan; cildi tahriş etmeyecek, antialerjik ürünler kullanmaktır.

Kızarıklıklar engellenebilir

Özellikle açık ten rengine sahip olanlar kızarıklıklar konusunda çok hassas. En çok yanak, alın, burun ve elmacık kemiklerinde görülen lekemsi renk değişiklikleri baharda polenlerin uçuşması ile artıyor. Ağır vakalar ya da daha önce bu tür sorunları olanların uzman bir doktora başvurması doğru olur. Daha hafif kızarıklık durumlarında önlem almak için cildinizi aşırı sıcak ve soğuktan mümkün olduğunca koruyun. Uzmanlar hamam, sauna, buhar banyosu veya buz küpleri ile yapılan kürlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor. Kafeinli ve çok sıcak içecekler de ağırlaştırıcı faktörler arasında. A, E vitaminleri, kolajen tarzı maddeler içeren bakım ürünlerinden de kaçınmaya çalışın. Bu ürünler kan dolaşımını hızlandırdığından, cildin tepkisini ağırlaştırırlar.

Kozmetik ürünlerine dikkat

Sürekli kullandığınız nemlendirici veya bakım kremi birden bire ters tepki veriyorsa endişelenmeyin. Öncelikle ürünü kullanmayı bırakın. Bir güzellik uzmanı veya doktora danışabilirsiniz. Bunun dışında kullanmakta olduğunuz nemlendirici veya kremin dermatolojik olarak test edilip edilmediğini ve hangi maddeleri içerdiğini kontrol edin. Hypoalerjik(aşırı hassas) ciltlere uygun ürünler kullanmaya çalışın.

Güneş lekeleri sizi üzmesin

Tıbben kesin nedeni bilinmeyen ve özellikle bahar ve yaz aylarında ortaya çıkan kahverengi lekeler, mağdurlarını her yıl üzer. Cerrahi bir müdahale ile cildin ilk katmanını soymanın dışında yüzde yüz sonuç getiren bir tedavisi yoktur. Ancak önceden önlem alınabiliyor. Her şeyden önce baharın ilk günlerinden itibaren yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürmeyi ihmal etmeyin. Renk açıcı kremler ve leke gidericilerle sorunlu bölgelerin koyulaşmasını önleyebilirsiniz. Bu arada kış aylarında da güneş kremini kullanmaya devam etmekte yarar var.

Sivilceler ve akneler

Ergenlik çağını bir yetişkin olarak tekrar yaşamak çok sıkıcı. Ne yazık ki bazen hormonlarımız rayından çıktığından veya yediklerimiz ağır geldiğinden pürüzsüz yüzümüz sivilcelerle dolabiliyor. Tedavinin başlayabilmesi için teşhisin doğru yapılması gerekiyor. Bundan dolayı bir uzmana başvurmak en hızlı çözüm yoludur. Ayrıca kullandığınız toniğin az alkol ve aynı zamanda antiseptik içermesine dikkat edin. Lavanta, adaçayı, biberiye, A, E ve F vitamini içeren nemlendiriciler de yağ üretimini azaltır. Yağsız makyaj malzemelerini tercih edin. Tabii ki tüm bu önerilerin dışında doktorunuzun tavsiye ettiği tedavi ve ilaçları aksatmamaya çalışın.

Cildinize kivi tazeliği

Bilmem kivi sever misiniz? Bu tropikal meyve birkaç yıl öncesine kadar sadece bazı manavlarda satılıyordu. Artık pazarlarda, marketlerde rahatça bulunuyor.


Kivi çok özel bir meyve. Tüm meyvelerde olduğu gibi onun da içinde asitler ve birçoğundan fazla C vitamini var. Kivinin bir başka özelliği de sindiriminin çok kolay olması. Genelde yemekten hemen sonra meyve, mideyi şişirir ve yediklerimizin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu konuda istisna olan iki meyve vardır, biri çilek diğeri de bugün konumuz olan kivi. Asitler cildinizi yeniler: Meyve asitleri cildimizin yüzeyindeki ölü deri tabakasını hafifçe soyarlar. Yani "peeling" yaparlar. Böylece cildin rengi canlanır, yumuşar ve hafif lekeler, siyah noktalar azalır. Ölü deri atıldığı için cilt yenilenir, kolajen sentezi canlanır, içten dışa doğru dolgunluğu ve esnekliği artar. Meyve asitlerinde mikrop üremesi zordur. Tümünün anti bakteriyel özelliği vardır. Bu nedenle sivilcelere de çok iyi gelirler.



Vitaminler besler

C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.

Kivi maskeleri

Sizin için hazırlanması en basit olan maskelerden birkaç örnek vereceğim. Esasında harika kivi kremleri de yapılabilir ama onlar biraz daha fazla malzeme ve özen isterler. Aşağıdaki yöntemleri ise kolayca uygulayabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, ardından yüzünüzü ılık ve soğuk suyla dönüşümlü olarak çalkalayıp, yumuşak bir havluyla ovalamadan kurulayın. Sonra nemlendiricinizi sürün.

Dilimlenmiş kivi halkaları

Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.

Kivi suyu ile kompres

Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz.

Kivi suyu + kil

Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.

Her cilt özeldir

Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.

Kalın ve yağlı cilt

Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.

Yağlı ve ince ciltler

Bu tip ciltler kadınlara özgüdür. Erkeklerin cildi genelde daha yağlı ve kalındır. Ne yazık ki ince ciltler kolayca sarkabilir. Kivi maskesi bu tip cilt için çok uygundur. Bol miktarda C vitamini sayesinde kolajen sentezi artar ve cilt gerilir. Haftada 2 kez 5'er dakikalık maskeler sizin için yeterlidir.

İnce ve kuru cilt

En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.

Normal cilt

Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır.

Ona Sizi Tatmin Etmesini Öğretin

Keşke partneriniz sizi her seferinde zevkin doruklarına ulaştarsaydı değil mi? Bu hiç de zor değil, ona yol gösterin yeter!
Onunla her seks yaptığınızda orgazm olduğunuzu hayal edin. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Fakat gerçek şu ki bir çoğumuz her zaman orgazma ulaşamıyoruz. Amerikan Cosmopolitan'ının geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği seks araştırmasına göre; araştırmaya katılanlardan sadece yüzde 18'i her zaman orgazm olabildiklerini söylüyorlar. Ancak zevkin doruklarına çıkabilme şansınızı arttırmanın kolay bir yolu var.

Tek yapacağınız erkek arkadaşınıza ne yapması gerektiği konusunda yardım etmek. Sizi zevkin doruklarına çıkarmak erkekler için çok büyük bir heyecan kaynağıdır; fakat çoğu, kadınların neye ihtiyaç duyduğundan emin değildirler. Partnerinize nerede, nasıl ve ne zaman size dokunacağını göstererek ve söyleyerek, sizi doruklara çıkaracak ve yüzde 100 tatmin sağlayacak anahtar bilgileri verebilirsiniz.Dersleri şehvetli hale getirmeyi ve egosuna karşı duyarlı olmayı unutmayın. Böylece kendini çömez bir delikanlı gibi hissetmeyecektir. Onu baştan çıkarıcı bir şekilde eğitmek için önerilerimizi izleyin ve daha öncekilere göre daha fazla zevk alın.
Onu Eğitme Tavsiyeleri

El Becerisini Geliştirin: Elle uyarma, kıvılcımları ateşlemenin harika bir yoludur, tabii erkek arkadaşınız doğru yapabildiği sürece. Bir dahaki sefere birlikte eğlenirken, utangaç bir edayla elini bacaklarınızın arasına yönlendirin ve bunun harika hissettirdiğini fısıldayın. "İçten kelimelerle ödüllendirme çok önemlidir" diyor "Big Massive Orgasm" (Büyük Orgazm) adlı kitabın yazarlarından Steve Bodansky. Onu harekete geçirmek için her zaman kullanmaya alışkın olduğu eli yerine (Bu elini sonraki daha cambazlık isteyen oyunlarda kullanacak.) diğer elini vajinanızın üst çıkıntısı üzerine yerleştirin. Sonra yalnızca "Buraya dokunman harika" deyin ve avuç içinizi elinin üzerine bastırarak klitorisiniz üzerinde ve onu çevreleyen bölgede yavaş, sürekli daire hareketleri yapın. Sonra onu, başka bir şehvetli istekte bulunmadan önce hareketi birkaç dakika da kendisi yapabilmesi için bırakın. (Bu sırada iniltileriniz onu cesaretlendirecektir.) Tam uyarılmış hissettiğinizde ve daha yoğun bir etkiye hazır olduğunuzda ona klitorisinizi uyarmaya devam etmesini söyleyerek diğer elinin bir ya da iki parmağını yavaşça vajinanızın iç ön duvarına yönlendirin. Eğer onu tatlı bir dille yönlendirirsiniz, sözlerinizi eğitici bir ders şeklinde algılamayacaktır. Tatlı iniltiler ve tutkunuzun ateşlendiği anlarda kalçalarınızın hareketiyle seksi havayı koruyun. "Biriyle birlikte olurken daima ona, dokunduğu yerlerin hoşuma gittiğini söylerim, bu her zaman doğru olmasa da. Sonra kendine güveni tam olarak oluştuğunda dokunmasını istediğim yere ulaşması için 'işte burası' ya da 'biraz daha yukarısı' şeklinde yol gösteririm" diyor 25 yaşındaki Filiz ve ekliyor: "Dokunuşları tam hedefe ulaştığında ise 'Evet, işte bu!' diyerek baskıyı ve hızı azaltmadan devam etmesini sağlarım." Buradaki püf noktası, partnerinizi, sizi inanılmaz hissettirdiğine inandırmaktır.
Dilini Kullanmasını Sağlayın: Partneriniz üzerinizde aşağılara doğru inmeye başladığında iniltinin ötesindeki herhangi bir mesajınızı yorumlamasının çok zor olduğu açıktır. Bacaklarınız kulakları için ses geçirmez olacaktır ve istediğiniz son şey de yukarı bakıp "Ne dedin?" diye sormasıdır. O yüzden sizi en iyi şekilde tatmin edebilmesini sağlamanın en iyi yolu vücut dilini kulanmanız olacaktır. Daha fazla ya da daha az basınç isteğinize göre başını yönlendirebilirsiniz. Eğer bu, onun için anlaşılması güç olursa, daha basit bir yolla parmaklarınızı onun ağzıyla vücudunuz arasına koyabilirsiniz. 31 yaşındaki Ceyda bu tekniği uyguladığından bahsediyor: "işaret parmağım ve orta parmağımla bir V şekli oluşturuyorum ve o da içgüdüsel olarak parmaklarım arasındaki bölgeye yoğunlaşıyor. Sonra yine bu şekilde onu tam istediğim yere yönlendiriyorum" diyor.

İşte partnerinize ekstradan itibar kazandıracak az bilinen bir bilgi: Klitorisinizin bir yanı, diğerine oranla daha duyarlıdır ve sizi doyuma ulaştırmaya daha yatkındır. Hangi tarafın daha iyi hissettirdiğini keşfetmek için sağ bacağınızı vücudunuzun hizasında uzatırken, sol bacağınızı dizinizden kırık ve dışarıya doğru açı yapacak şekilde tutarak bu küçük ve sizi ürpertmeye programlı noktayı onun için daha ulaşılabilir hale getirin. Sonra bacaklarınızı değiştirin. Hangisinin ateşleyici taraf olduğunu bulduktan sonra ellerinizi partnerinizin başının arkasına koyun ve uygulamasını istediğiniz ritmde kalçalarınızı hareket ettirin. Zevk almaya başlamanız zaman alırsa, boynunun dinlenebilmesi için uzatmış olduğunuz bacağınız üzerine doğru, diğeri kıvrık olarak (Bir omzundan destek alın ki başı sandviç olmasın.) yatın. Böylece en zevkli bölgelerle temasını koruyarak başını bacağınızın üzerinde dinlenebilir.

Yavaş Olmayı Öğretin: Erkekler gördükleri şeylerden çok kolay tahrik olduklarından, partneriniz sizi çıplak gördüğü anda işi hemen bitirmek isteyebilir. Bu yüzden sizin tam bir cinsel ilişki moduna girmenizin daha uzun sürebileceğini anlamayabilir. "Bazı zamanlar erkek arkadaşım, ben seksi düşünmüyorken ya da daha ısınmamışken inanılmaz bir istekle hemen ikinci hamleye geçmek istiyor" diyor 23 yaşındaki Derya. "Tek istediğim bacak aramda bir şeyler denemeden önce vücudumun diğer yerleriyle de ilgilenmesi" diye ekliyor. Eğer erkek arkadaşınız kısa bir önsevişmeden sonra ilişkiye balıklama dalıyorsa yapmanız gereken biraz ara vermesini, yavaşlamasını sağlamak. Peki ya bunun basit ama şehvetli yolu? Partneriniz sırtüstü yatarken bacaklarınızı açarak üzerine oturun, böylece cinsel organı içerde değil ancak altınızda olacak. Bu pozisyon, siz seksi bir yerde tünemiş otururken, onun cinsel organının kontrolünüz altında köşeye sıkışmış olarak kalmasını sağlayacak ve ikiniz de harika hissedeceksiniz. Bu pozisyonda ona doğru eğilebilir, onu okşayabilirsiniz. O da sizi öpebilmek için harekete geçecektir ya da onu oturur pozisyona gelmesi için teşvik edip, boynunuzu, omuzlarınızı ve göğüslerinizi öpebilmesini sağlayabilirsiniz. Bu sırada klitorisinizi ona yavaşça sürtebilirsiniz. Büyük hamleye hazır olduğunuzda "Seni hissetmek için yanıp tutuşuyorum" gibi bir cümle söyleyebilirsiniz. Birkaç kere bu taktikleri tekrarladıktan sonra ya da çabuk öğreniyorsa bir defadan sonra, tam bir ilişkiden önce önsevişmeye ihtiyaç duyduğunuzu anlayacaktır.

Hızlandırılmış Kapsamlı Kurs İkiniz de tam havanızdayken ona nasıl daha ileri gideceğini ve klitorise ya da G noktasına nasıl daha iyi temas edebileceğini, egosunu incitmeden göstermek, sizin doruğa ulaşabilmeniz için çok önemli. "Erkek arkadaşım beni doruğa ulaştıracak yerleri keşfetmek için bir saat uğraşır ancak yine de başaramaz" diye itiraf ediyor 25 yaşındaki bir bayan ve "Nasıl yapması gerektiğini ona söylemek istiyorum, ama onu incitmekten korkuyorum" diyor.

Niçin bazı hareketlerin diğerlerinden daha iyi hissettirdiğini açıklamak, sizi tatmin etmek için gereken taktikleri geliştirmesine yardımcı olacaktır. Üstteki kadın rolünü oynarken klitorisinizi onun pelvis bölgesine sizi en çok uyaran şekilde bastırın. Sonra neden bu hareketin işe yaradığını anlatın. Düşündüğünüzün tersine, bunun anatomik bir konferansı andırması gerekmiyor. "Teması hissediyor musun? İşte hoşlandığım tarzda sürtünme bu" gibi bir cümle sizi orgazma götürecek şeyin genital can damarına dokunma olduğu mesajını ona ulaştıracaktır.

G noktasına ulaşabilen bir pozisyonda aynı şeyi tekrarlayın. Hedefi tam onikiden vurduğunda "işte bu! Harika!" diyerek bunu belirtin. G noktasına ulaşan köpek pozisyonu da çok tatmin edicidir. Sizinle ilişkiye arkadan ve aşağıya doğru bir açıyla girerse, cinsel organı vajinanızın G noktasının
bulunduğu ön duvarı ile temas edebilecektir. Daha yavaş ya da daha hızlı gidip gelmeler mi istiyosunuz? Ellerinizi kalçanızda tam onun gidip geldiği yerin üstüne koyun. Bu onu yavaşlatacaktır. Eğer onu daha derinlerde hissetmek istiyorsanız kalçanızı ona doğru itebilirsiniz. Zevkinize göre ince ayar yapabilirsiniz. Üzerinizdeki omuzlan yukarı doğru itip "Altında hareket edebildiğim zaman daha iyi hissedebiliyorum" diyebilirsiniz. Vücudunu üzerinizden çektiğinde bu size kalçanızı rahatça hareket ettirebilme ve
serbest kalan ellerinizle kendinizi uyarabilme olanağı sağlayacak. Üstü kapalı şekilde, yanlışlarını doğrulara dönüştürme yoluyla neyin işe yaradığını kavrayacak ve bunu bir dahaki sefere uygulayacak. BU KADAR.

Erken Boşalma

Boşalmanın (Ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına Erken Boşalma (Premature Ejaculation) denir.
Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yaşın üzerindekilerin % 10 unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler.

Sebepler:

Erken Boşalma`nın birinci sebebi biyolojiktir. Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık 12-14 dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da gereksinim duyarlar. Kadınların yaklaşık % 10 u ise cinsel uyarılara rağmen hiçbir şekilde orgazm olamamaktadır.

Diğer sebepler arasında ise günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu ; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi psikolojik faktörler önemli rol oynamaktadır.

Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklarda rol oynamaktadır.

Tedavi:

Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi , sık cinsel ilişkide bulunarak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir.

Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.

Sıkıştırma Tekniği: Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini erksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak,kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak sürdürülür. Master ve Jhonsons bu tekniği öğrenerek uygulayanların %98 inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir.

Dur-Başla Tekniği: Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalma`ya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalma`sını kontrol edesiye değin tekrar edilir. Boşalma`nın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95 inde boşalmanın 10-15 dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir.

Psikoterapi ve depresyon tedavisi: Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir.





Not: Bu sayfa okuyucularımızdan gelen yoğun istekler üzerine ve arama motorumuzda ençok aranan konulardan biri olması sebebiyle sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Bu bilgiler kesinlikle online olarak teşhis ve tedavi amacını gütmemektedir. Bu tür bir sorununuz olduğunda mutlaka Uzman Hekime görününüz.

Related Posts with Thumbnails

Bu .Yazıya Not ver !

Template Design | Elque 2007